0 (216) 358 02 38

turhal@superonline.com

Pazartesi-Cuma 15:30-18:30

10 Oca 2021

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

Tıp dünyası onları multidisipliner bakışla alt ediyor: Baş-Boyun Kanserleri

Onlar aslında nadir görülen kanserler arasında. Pek çok organı etki alanına alıyor ve özellikle yüz bölgemizde estetik kaygılar getiriyor. Ancak günümüzde multidisipliner yaklaşımlar ve modern tedaviler sayesinde bu kanserlerde sıklıkla iyi sonuçlar alınıyor.

Baş-boyun bölgesinin kanserleri birçok organın kanserine
verilen genel bir ad. Diğer bölgelere oranla daha nadir görülen
bu kanserler, oral kavite (dil, dudak, diş eti, yanak, damak), orofarinks
(dil kökü, ağız tabanı, bademcik), larinks (gırtlak), nazofarinks (geniz)
ve hipofarinks (yutak) bölgelerinde ortaya çıkıyor. Genellikle en bilinen
nedeni tütün mamulleri kullanımı.

Yazının devamı için tıklayınız →i

10 Oca 2021

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

2020 yılında 10 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti

Dünya COVID-19 salgınıyla meşgul ancak çağımızın önemli hastalıklarından kanser gibi hastalıklarda da 2020 yılında artışlar yaşandı. 15 Aralık’ta Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) Dünya Kanser İstatistiklerini açıkladı. Bu istatistiklerde 185 ülkedeki 36 kanser tipi ile ilgili 2020 yılı bilgilerine yer verildi. Buna göre 2020 yılında 19.3 milyon hastaya yeni kanser tanısı konulduğunu ve 10 milyon kansere bağlı ölüm olduğunun hesaplandığını belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Dünyada her 5 insandan biri yaşamı boyunca kansere yakalanıyor ve 8 erkekten biri, 11 kadından biri kanser sebebiyle hayatını kaybediyor” açıklamasında bulundu.

İlk 10 kanser tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 60’ını ve kanserden ölümlerin yüzde 70’ini oluşturuyor. 2020 yılında ilk defa meme kanserinin yüzde 11.7 ile dünyada en sık rastlanan kanser olduğunu ve her 8 vakadan birinin meme kanseri olduğunu vurgulayan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Ona benzer bir sıklıkta, yüzde 11.4 ile akciğer kanseri gözleniyor ve onları sırasıyla yüzde 10 ile kalın bağırsak kanseri, yüzde 7.3 ile prostat kanseri ve yüzde 5.6 ile mide kanseri takip ediyor” dedi.

AKCİĞER KANSERİ İLK SIRADA
Kansere bağlı ölümlerde akciğer kanserinin yüzde 18 ile ilk sırada yer aldığına dikkat çeken Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Kalın bağırsak kanseri yüzde 9.4 ile ikinci sırada, karaciğer kanseri yüzde 8.3 ile üçüncü sırada, mide kanseri yüzde 7.7 ile dördüncü sırada ve meme kanseri de yüzde 6.9 ile beşinci sırada yer alıyor” açıklamasında bulundu.

KADINLARDA MEME KANSERİ ÖLÜME YOL AÇIYOR
Erkeklerde en sık görülen ve ölüme yol açan kanserin akciğer kanseri olduğunu belirten Prof. Dr. Serdar Turhal, “Onu, görülme sıklığında prostat ve kalın bağırsak kanseri izlerken, ölüme yol açma sıklığında ise karaciğer kanseri ve kalın bağırsak kanseri izliyor” dedi. Kadınlarda ise en sık görülen (her 4 vakadan biri) ve ölüme yol açan (her 6 ölümden biri) kanserin meme kanseri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Serdar Turhal, “Onu, görülme sıklığında kalın bağırsak kanseri ve akciğer kanseri, ölüme yol açmada ise akciğer kanseri ve kalın bağırsak kanseri izliyor” dedi.

2040 YILINDA 28.4 MİLYON KİŞİYE KANSER TANISI KONACAK
Meme kanseri artışındaki ana sebepler arasında daha geç yaşta çocuk sahibi olunması, daha az çocuk doğurulması, artan obezite ve hareketsiz yaşamın düşünüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Serdar Turhal, “Mevcut trend korunursa 2040 yılında yüzde 47 artışla 28.4 milyon kişiye yeni kanser tanısı konulacağı hesaplanıyor. Bu artıştan en çok etkilenecek ülkelerin ise düşük ve orta insani gelişmişlik grubundaki ülkeler olması öngörülüyor” dedi.

Kaynak: sabah.com.tr

21 Ara 2020

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

D vitamini ileri evre kanser oluşum riskini azaltıyor mu?

Araştırmalara göre D vitamini ileri evre kanser oluşum riskini azaltıyor. Araştırmanın sonucuna göre D vitamininin genel olarak ileri evre kanser oluşum riskini yüzde 17 azalttığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Araştırıcılar vücut kitle endeksi normal olan, yani kilolu olmayan sağlıklı bireylere baktıkları zaman bu risk azalmasının yüzde 38 mertebesinde olduğunu gördüler ve vücut kitle endeksinin, yani kilolu olup olmamanın da D vitamininin kanser riskini azaltmasında bir katkısı olacağını rapor ettiler” açıklamasında bulundu.

Başlangıçta 2018 yılında yapılan D vitamini ve Omega 3’ün kanser hastalığının sıklığını azaltmasını sorgulayan çalışmada kanserin oluşumuna herhangi bir katkısı olmadığının gösterildiğini ancak D vitamininin kansere bağlı ölümlerde sınırda bir katkısı olabileceğinin düşünüldüğünü vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Şimdi bu VITAL çalışmasının ikincil takip analizi yapıldı. Bu çalışmada araştırıcılar D vitamini alınmasıyla metastatik veya ölümcül kanser riski arasında bir ilişki olup olmadığını sorguladılar. Geçtiğimiz günlerde sonuçları yayınlandığında D vitamininin genel olarak ileri evre kanser oluşumunda yüzde 17 risk azalttığını rapor ettiler. Araştırıcılar vücut kitle endeksi normal olan yani kilolu olmayan katılımcılara baktıkları zaman bu risk azalmasının yüzde 38 mertebesinde olduğunu gördüler ve vücut kitle endeksinin yani kilolu olup olmamanın da D vitamininin kanser riskini azaltmasında bir katkısı olacağını rapor ettiler” dedi.

Kilolu olmayanlara katkısı daha yüksek

Bu tedavinin ucuz, kolayca ulaşılabilen ve çok uzun yıllardır kullanılan bir ilaç olması dolayısıyla araştırmacıların özellikle kilolu olmayan bireylerdeki katkının daha iyi olduğunun dikkate alınması gerektiğini söylediklerini belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bu 5 yıl süren çalışma kontrol kolunda plasebo dediğimiz herhangi bir ilaç olmayan çalışmaydı. Bu çalışmada erkeklerin yaşı 50’nin, kadınların ise 55’in üzerindeydi ve hiç kanser tanısı konmamış bireylerdi. Hem D vitamini hem de Omega-3 takviyesinin katkısını sorgulayan bir çalışmaydı. Bir grup hastaya hem Omega-3 hem D vitamini, bir grup hastaya yalnızca D vitamini, bir grup hastaya yalnızca Omega-3, bir grup hastaya da bu ilaçlara benzeyen ancak içi boş olan kapsüller verildi. Yalnızca kanser değil, kalp hastalıkları da bu hastalarda sorgulandı” dedi.

Metastatik ve ileri evre kanser oluşumunu azaltıyor

Bu çalışmanın 2018 yılındaki ilk kısmının sonucunda kanser oluşumunda takviyeleri alan kişilerde herhangi bir fark görülmediğini paylaşan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “İkincil analiz, metastatik ya da ölümcül kanserin D vitamini alan hastalarda farklı olup olmadığını sorguladı ve aynı zamanda hastaların vücut kitle endekslerinin yani kilolu olup olmamalarının bu seyirde katkısının olup olmadığını sorguladı. 25 bin kişinin gözlendiği bu çalışma sırasında 1617 kişiye takip eden 5 yıl içinde kanser tanısı kondu. Bu kanserler içerisinde öncelikle meme kanseri, prostat kanseri, kalın bağırsak kanseri, akciğer kanseri gözlendi ancak diğer nadir kanserler de vardı. Katılımcılar arasında D vitamini alan 13 bin kişinin 226’sında kanser saptandı. Plasebo denilen boş tabletleri alanlarda ise bu rakam 274’tü. Katılımcıların 7843’ü (yüzde 25’inden daha azı) ideal kilosundaydı. Bu kişiler arasında D vitamini alan 58 kişide kanser saptandı. Bu çalışmadaki D vitamini ve vücut kitle endeksi, yani kilolu olmaya bağlı ilişkiler tesadüfen bulunmuş da olabilir çünkü kanser hastalığı saptanan rakamlar çok küçüktür. Ancak yine de şüpheler artıyor ki kilolu olma ile D vitamininin kanserin seyri üzerinde olan katkısı arasında bir ilişki olabilir” açıklamasında bulundu.

Kilolu olmak D vitamini etkinliğini azaltabiliyor

Kilolu olmanın vücutta bir enflamasyona, yani bir iltihabi duruma yol açtığını vurgulayan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu da D vitamininin hem sinyal hem de reseptör üzerinden etkinliğini azaltabilir. Çünkü geçmişte şeker hastalarında yapılan çalışmalarda da hastaların kilolu olmaması durumunda D vitaminin faydasının daha yüksek olduğu gösterilmişti.

Kanser hastalarında D vitamini eksikliği sık rastlanan bir sorundur ve bir çalışmada hastaların yaklaşık yüzde 72’sinde D vitamini eksikliği görülmüştür.

Ayrıca hastaların kilolu olmasının da tek başına kanser riskini arttırdığı ile ilgili çalışmalar vardır.

Bu bilgiler ışığında D vitamini verilmesinin metastatik kanser oluşumunu azalttığı sonucuna varamayız ancak burada bir şüphe doğmuştur ve bu şüphenin daha ileri çalışmalarla araştırılması uygun olacaktır kanaatindeyim.”

Kaynak: Win Ally

21 Ara 2020

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

Kanser Hastaları Covid-19 Aşısını Olmalı mı?

Çok yakın bir zaman içerisinde risk grubunda olan insanlara COVID-19 aşısı yapılmaya başlanacak. Kanser hastaları ve yakınlarının “Kanser hastalarına COVID-19 aşısı yapılmalı mı?” sorusunun yanıtını merak ettiğini vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Hastanın genel durumunun iyi olması durumunda aşı olunmasını öneriyoruz” açıklamasında bulundu.

Kanser hastalarına aşı olmalarının önerildiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Toplumda uygulanması planlanan, değişik teknolojilerle üretilen COVID-19 aşılarının hiçbiri canlı virüs aşısı değildir. Yapılan çalışmaların kanser hastalarını içermemesi ve beklenen etkinliğin özellikle aktif kemoterapi alan hastalarda düşük olacağı öngörülmekle birlikte, kanser hastalarına bu aşılardan herhangi birinin yapılmasının hastalarda COVID-19 enfeksiyonu riskini azaltacağı düşünülerek sağlık bakanlığının onayladığı COVID-19 aşılarından birini yaptırmasını öneriyoruz” dedi.

Hangi tip aşının daha uygun olacağına ilişkin kanser hastalarına yönelik çalışmalar olmadığından çok fazla bilgi olmadığını söyleyen Prof. Dr. Serdar Turhal, “Biz bu aşıların hepsinin teorik olarak uygulanabileceğini düşünüyoruz. Yani hem mRNA aşısını hem de inaktif aşıyı öneriyoruz” dedi.

Hastanın durumu iyi ise aşı her evrede uygulanabilir

Her kanser hastasının aşı olabileceğini ancak hastaların aktif COVID-19 enfeksiyonu olduğu dönemde bu aşıların yapılmasını ya da kanser hastalığına bağlı düşkün olduğu dönemde bu aşıların yapılmasının önerilmediğini belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Genel durumu iyi olan hastaya yapılmasını öneririz. Evre ile ilgili bir kısıtlamamız yok, her evrede bu aşılar yapılabilir” şeklinde konuştu.

Yan etkiler kısa süre sonra geçiyor

Aşıların özellikle kanser hastalarına uygulanması ile ilgili yan etkiler anlamında paylaşılan bir bilginin olmadığını söyleyen Prof. Dr. Serdar Turhal, “Bildiğimiz kadarıyla bu aşılara bağlı yan etkiler çok ağır değil. Kanser hastalarının genel durumlarının iyi olduğu dönemde bu aşının yapılması durumunda olası yan etkiler de birkaç gün sonra geçtiği için ek bir sıkıntı olacağını düşünmüyoruz” açıklamasında bulundu.

Kanser hastalarının yüzde 5’i COVID-19 nedeniyle hayatını kaybediyor

Kanser hastalarının bu virüse yakalandıklarında kesinlikle öleceklerinden korktuklarını belirten Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, “Sağlık Bakanlığı’nın yardımıyla Türkiye’de kanser hastalığı tedavisi gören 1523 COVID-19 hastalığına yakalanmış hastayı takip ettik. 1 aylık takibimizde bu hastalardaki ölüm oranı yüzde 5.1 idi. Radyasyon Onkolojisi Derneği’nin yaptığı çalışmada da yine yüzde 5 oranı bulundu. Daha önce Çin’den rapor edilen yüzde 40 oranındaki rakamlar bizim kendi takip ettiğimiz hastalarda görülmedi, çok daha düşük bir ölüm oranı görüldü. Bu veriler Aralık ayı başında UICC (Union for International Cancer Control) kurumunun International Journal of Cancer isimli prestijli dergisinde yayınlandı. Burada yayınlanmış olması Türkiye datasının kıymetli olduğunun da bir göstergesi diyebiliriz” dedi.

“Ek olarak da yakın zamanda New York Sloan Kettering Kanser Merkezi’nden gelen bir başka raporda kanser hastalarının COVID-19’a yakalandıkları zaman iki aya kadar bulaştırıcılıklarının devam ettiğine ilişkin erken raporlar var” diye vurguladı.

Kaynak : Anadolu Sağlık

21 Ara 2020

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

2019 – Bevacuzimab May Be Less Effective in Obese Metastatic Colorectal Cancer Patients

Obesity is a well-known carcinogenic factor for colorectal
cancer [1, 2]. However, the relationship between obesity and
malignancy is still not well understood. Obesity can cause
production of VEGF, angiopoietin-2, and other growth factors
that induce tumor growth [3, 4]. It can also cause insulin
resistance, hyperinsulinemia, and increased production of
adipokines and proinflamatory cytokines that may be associated
with tumor progression [5]. A recent study suggested a
link between obesity and sporadic MSI-high colorectal cancer
in women [6]. … Read More

21 Ara 2020

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

2018 – Plexin C1 Marks Liver Cancer Cells with Epithelial Phenotype and Is Overexpressed in Hepatocellular Carcinoma

Hepatocellular carcinoma (HCC) is the fifth most common
cancer amongman and seventh among woman and ranked as
the third most common cause of cancer-related deaths [1, 2].
Chronic liver injury, Hepatitis B (HBV) and C (HCV) virus
infections, alcohol-associated diseases, and aflatoxin intoxications
are the leading causes of HCC development. Several
mutations affecting WNT/𝛽-Catenin, PI3K/RAS, and oxidative
stress signaling pathways as well as hot spotmutations in
TP53 were frequently observed in hepatocarcinogenesis [3].
Orthotopic liver transplantation (OLT) is the most effective
treatment option for patients with early diagnosis, albeit not
suitable for advanced cases [4]. Despite the approval of two
tyrosine kinase inhibitors, namely, sorafenib and regorafenib,
for advanced cases, 5-year survival of HCC patients is only
less than 20% [1]. … Read More

21 Ara 2020

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

2017 – Neratinib after trastuzumab-based adjuvant therapy in HER2-positive breast cancer (ExteNET): 5-year analysis of a randomised, double-blind, placebo-controlled, phase 3 trial

Efforts to improve outcomes beyond those achieved with
1 year of trastuzumab in patients with early-stage
HER2-positive breast cancer are ongoing. Several different
approaches, including extending the duration of
trastuzumab to 2 years (HERceptin Adjuvant [HERA]
trial),5 concurrent or sequential administration of lapatinib,
a tyrosine kinase inhibitor, with trastuzumab (Adjuvant
Lapatinib and/or Trastuzumab Treatment Optimisation
[ALTTO] trial),6 and the addition of bevacizumab, an antiangiogenic
agent, to trastuzumab (Bevacizumab with
Trastuzumab Adjuvant Therapy in HER2-Positive Breast
Cancer [BETH] trial)7 have all been unsuccessful, with no
significant disease-free survival benefit compared with
1 year of trastuzumab. APHINITY (Adjuvant Pertuzumab
and Herceptin in Initial Therapy in Breast Cancer) showed
a significant improvement in invasive disease-free survival
at 3 years from the addition of pertuzumab to trastuzumabbased
adjuvant therapy;8 however, the 3-year reduction in
the percentage of patients with recurrence or death with
pertuzumab was only 1% (pertuzumab group, 94%;
placebo group, 93%).8 Thus, the role of pertuzumab as
adjuvant therapy in HER2-positive breast cancer is a
matter of ongoing debate.9 1 year of trastuzumab added to
adjuvant chemotherapy remains the standard of care for
most patients with early-stage HER2-positive breast
cancer;10,11 however, other phase 3 trials addressing the
same question are in progress. … Read More

21 Ara 2020

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

2016 – Using Interferon Alfa Before Tyrosine Kinase Inhibitors May Increase Survival in Patients With Metastatic Renal Cell Carcinoma: A Turkish Oncology Group (TOG) Study

Renal cell carcinoma (RCC) accounts for approximately 2% of all
cancers.1 On admission, one-third of patients with RCC are at the
metastatic stage.2 Chemotherapy resistance is very high in patients
with RCC.3 Only a limited subset of patients ( 20%) benefit from
cytokine therapy.4-7 It has been shown that the median progressionfree
survival (PFS) was 4.7 months for patients with metastatic RCC
who received interferon alfa as a first-line treatment. … Read More

21 Ara 2020

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

2015 – Epidemiology of colorectal cancer in Turkey: A cross-sectional disease registry study (A Turkish Oncology Group trial)

Colorectal cancer is among the most common type of cancers worldwide. According to the GLOBOCAN 2008 database, which is published by the International Agency for Research on Cancer to estimate the worldwide incidence and mortality of 27 cancers from 182 countries, colorectal cancer (1.23 million, 9.7% of the total) is the third most commonly diagnosed cancers worldwide following lung (1.61 million, 12.7%) and breast (1.38 million, 10.9%) cancers (1). Although incidence and mortality of colorectal cancers have been decreasing since 1985, the worldwide incidence is still up to 20.4 for men and 14.7 for women with a mortality rate of 9.7 and 7.0 per 100,000 persons per year. In the less developed regions, the incidence of colorectal cancers for men and women is 12.1 and 9.4 per 100,000 persons per year. However, in the developed regions, this incidence for men and women increases to 37.7 and 24.3 per 100,000 persons per year (1,2). Colorectal cancer is the second most common cause of death from any cancer in men in the European Union following the lung cancer (3). … Read More

21 Ara 2020

BY: serdarturhal

Comments: Yorum yapılmamış

2014 – Concurrent chemoradiotherapy with low dose weekly gemcitabine in medically inoperable muscle-invasive bladder cancer patients

Radical cystectomy with pelvic lymphadenectomy has been considered the standard treatment in muscle-invasive bladder cancer patients and 5-year overall survival rates are about 60 %.with this treatment [1] Alternatively, bladderpreserving strategies with maximal transurethral resection of bladder tumor followed by platinum-based chemoradiotherapy has been tested in randomized controlled trials [2–6]. In these studies, the complete response rates reported were 60–90 % and 5-year bladder intact survival rate was 40 % [2, 5, 6].
However, in medically inoperable patients, concomitant therapy may be more challenging due to the risk of enhanced toxicity. Unfortunately, in retrospective series single modality radiotherapy or chemotherapy failed to … Read More